9 Ay 10 Günde Pişen Nohut Tadından Yenmez :)

5,5 aydır bir nohut besliyorum içimde :)

Evet, hamileyim :)

Herşey o kadar farklı ki... İçimde bir canlı var! Ailecek heyecanla bekliyoruz nohutumuzu :)

Herşey yolunda giderse Mayıs sonunda evimizde şenlik havası esecek!

Beklerken neler yaptığımı fırsat oldukça yazmaya çalışacağım.




Category: 0 yorum

Yeniden...

Merhaba,
yazmayalı uzun zaman oldu.
zor günler geçip gitti. güzel günler geldi:)
artık hayatımın her anını sevdiğimle paylaşıyorum. 
hayat artık daha kolay görünüyor gözüme, kendimi daha iyimser hissediyorum.
ama isyankâr ruhum tamamen yok olmadı tabi ki.
bu kez de vakitsizliğe, belli bir rutine uymak zorunda oluşumuza isyan ediyor ruhum.
filmin en güzel yerinde olmadık sebepten telefonun çalmasına,
yorgunluktan ölsem de işe gitmek zorunda oluşumuza,
tam tüm işlerim bitti derken son dakika gollerinin çıkmasına,
kafamıza estiğinde istediğim yere gidemeyişimize,
kısacası "ekonomik özgürlük" uğruna "ruhsal özgürlüğümüz"den vazgeçmek zorunda oluşumuza bozuluyorum bu kez de.
ama maalesef hayat böyle.
her istediğimizi yapabildiğimiz bir yer olsaydı oranın adı "Dünya" değil "Cennet" olurdu sanırım :)
Category: 0 yorum

Blog Kapatmanın Anlaşılamayan Saçmalığı!

Sonunda açılmış blogspot.


Blog sitelerini ya da forum sitelerini kapatınca ne geçiyor ellerine anlamıyorum. İnsanları sansürle susturamazlar ki. Yazmasına engel olunca düşünmesine, konuşmasına da engel olabildiklerini mi düşünüyorlar acaba?


Bence ne kadar üstüne gidilirse o kadar göz önüne çıkıyor yazılanlar. Kapatmaya, yasaklamaya, ortadan kaldırmaya çalıştıkça o kadar merak ediyor insanlar.


Ne yaparsan yap kimsenin düşündüğünü anlatmasına engel olamazsın. Burda yazmasa başka yerde yazar, onu yasaklasan başka yerde söyler. Herşeyi yasaklasan düşünür, kapalı kapılar arkasında konuşur, yazar çizer yine de paylaşır insan fikrini.


2 gün blog kapatarak kimseyi yıldırıp, pişman edip geri adım attıramazsın. Sansürleyerek düşünmesini engelleyemezsin ki.


Aklı olan insan ortada olandan, bildiği duyduğu şeyden korkup engel olmaya çalışmaz, ancak aptalsan ortaya söylenenlerin üstünü kapatıp gizli kapaklı senin haberin olmadan yapılmasına yol açarsın.


Anlayamıyorum şu site kapatma saçmalığını!
Category: 0 yorum

Siyah Noktalardan Kurtulmak O Kadar Da Zor Değilmiş:)

2 gece önce siyah noktalarım o kadar canımı sıktı ki internette ne kadar siyah nokta yazan link varsa tıkladım.

o kadar saçma sapan öneriler vardı ki gülsem mi küfür mü etsem bilemedim. uhu sürün sabah çekip çıkarından, elektrik süpürgesi ile çekine kadar gidiyor.

içlerinde en mantıklı olanların ortak malzemeleri limon ve yoğurttu. ben de 3 gecedir 1 tatlı kaşığı yoğurt ve 15-20 damla limonu iyice karıştırıp yüzümde siyah noktaların işgal edip yerleştiği bölgelere sürüyorum. 30-40 dk bekledikten sonra yüzümü yıkıyorum. (Karışım yüzde daha uzun süre de kalsa zararı olmaz.)

tabi bu yoğurt maskesini yapmadan önce tüm makyajı çıkarıp yüzümü iyice temizliyorum. yoğurt maskesi yüzünüzde bekledikçe hafifçe katılaşıyor ama merak etmeyin ılık suyla kolayca temizleniyor.

peki gelelim işe yarıyor mu?

EVET!

gerçekten gözle görülür bir azalma oluyor hem de sadece 3 gece de!

kendim denemesem inanmazdım. 3 gece de siyah noktaların hepsinden kurtulmak mümkün değil tabi ama başlangıç için sonuç çok iyi:)

hadi! olur mu olmaz mı diye düşünmektense deneyim görmekte fayda var:D
Category: 1 yorum

Sakın Erteleme Hayatı!!!



Okul bitsin...
İş bulunsun...
Biraz zaman geçsin...
Paran biriksin...
Uygun zaman gelsin...


Ararsan çok bahane bulursun hayatı ertelemek için.
Yurt dışına çıkmak mı istiyorsun, hiç düşünme hemen git.
Dans kursuna gitmek istiyorsan git dans et. Sakın bekleme sana eşlik edecek birini.
Evinden mi bıktın, aç hemen interneti yenisini bul.
Tek başına ayakta kalmak için sürekli çırpınmaktan, her akşam bomboş bir eve dönmekten mi bıktın, hiç durma yak tüm köprüleri, değiştir seni mutsuz eden herşeyi.


Yeter ki mutlu et kendini!
Şikayet etme boşuna hayattan. Sen değiştirmezsen kimse değiştirmez hayatını.
Beklemekle olmuyor.


Ben bekledim, sen sakın bekleme!!!
Category: 0 yorum

Bir Kış Gecesi Masalı (Part II)

Elif ve Yusuf bir süre sessizce etrafı izlediler ve 5 yıl önce bu kafeye nasıl geldiklerini ve ne kadar heyecanlı olduklarını hatırlayıp gülüştüler. Havadan sudan konuşurlarken Elif'in aklına birşey geldi ve çantasını karıştırmaya başladı. Bir yandan da gülerek o gün iş yerinde olanları anlatıyordu.

-Biliyorsun aşkım, geçen hafta çekiliş yapmıştık yeni yıl hediyeleri için. Bana Selma çıkmıştı, benim ismim de Deniz'e çıkmış. Deniz'in ne kadar matrak olduğunu biliyorsun. Bana tek taş yüzük almış. Ah, işte burda bak. Çok şık bir mücevherciden almış, tabi gerçek pırlanta değil ama yine de oldukça pahalı birşey sanırım.

Yusuf, Elif'in son sözlerini duyup elindeki yüzük kutusunu gördüğü an kendini yumruk yemiş gibi hissetti. Kulakları uğulduyor, ağzından tek kelime çıkmıyordu. Elif anlatmaya devam ediyordu. Deniz, hediyeyi o bilindik "Tek taşımı kendim aldım" sözleri eşliğinde vermişti Elif'e; "Erkekleri beklersek ooo..." diye eklemeyi de unutmamıştı tabi ki. Kulaklarının uğuldaması geçen Yusuf, cebindeki tek taş yüzüğü sımısıkı kavradı ve güçlükle konuşmaya çalıştı.

-Şu Deniz, cidden alem bir kız. Çok güzel bir hediye bulmuş.
-Gerçekten de hem esprili hem de şık bir hediye.

Yusuf işi şakaya vurarak devam etti. Tüm sürprizi mahvolmuştu. Şimdi yeniden plan yapmak zorundaydı ve bu kez çuvallamamak için daha dikkatli olmalıydı. Öncelikle Elif'in nasıl bir evlilik teklifi hayal ettiğini öğrenmeliydi. Nasıl yapabilirdi bunu? Aklına Elif'in en yakın arkadaşı geldi, biraz yardım alma zamanı gelmişti.
Category: 0 yorum

Bir Kış Gecesi Masalı

...
Ne o parıldayan taş gerçek pırlantaydı, ne de o taşı saran halka altın. Ama Yusuf'un kalbi Elif için gerçek pırlantadan da altından da hatta o yüzüğün temsil ettiklerinden de daha değerliydi. Yusuf'la Elif'in birlikteliklerinin 5. yılı dolmak üzereydi. Yusuf, uzun zamandır evlilik teklifi için plan yapıyordu. Tam yeni yıl gecesi yapacaktı evlilik teklifini. Ama yüzüğü alıp kutusunu cebine attığı an o kadar bekleyemeyeceğini hissetmişti Yusuf.

Dışarısı çok soğuktu, insanlar tüm gün çalışmış olmanın yorgunluğuyla yüzlerine vuran şiddetli rüzgarın soğuğuyla baş etmekte zorlanıyor, mümkün olduğunca hızlı adımlarla evlerine gitmeye çalışyorlardı. Yusuf ne soğuğu ne de tüm gün ayakta çalışmanın yorgunluğunu hissediyordu. Tek düşüncesi bir an önce Elif'e ulaşmaktı. Elif'e sürpriz yapıp onu iş çıkışında şaşırtmaya karar verdi. Elif çalıştığı binadan arkadaşlarıyla sohbet ederek çıktı. Yusuf'u gördüğü ilk anda yaşadığı şaşkınlık hemen sevince dönüştü. İki sevgili el ele yürümeye başladıklarında Elif "Yemek yiyelim mi? Sonra da sinemaya gidebiliriz. Ne dersin?" dedi. Yusuf cevap vermiyordu. Bu sırada ilk kez buluştukları cafenin önüne gelmişlerdi. Yusuf hınzır bir ifadeyle "Hadi, biraz nostaljik takılalım bugün." dedi. Bu cafeye yıllardır hiç gelmemişlerdi. Daha doğrusu bu cafeye sadece ilk buluşmalarında nereye gideceklerini bilemediklerinden öylesine gelmiş ve bir daha da hiç uğramamışlardı. İçeriye girdiklerinde hatırladıklarından çok daha farklı bir mekan bekliyordu onları. Cafe değişmiş, gece kulübü gibi bir mekan olmuştu. Bu durum Yusuf'un canını sıkmışa benziyordu. Elif hemen "İstersen hiç oturmayalım." dedi. Yusuf, bir an duraksadıktan sonra Elif'in elini sıkıca kavrayarak ilk kez buluştuklarında oturdukları masanın yerine en yakın masaya doğru yöneldi.
Category: 2 yorum